Gezi Blog'u
Site Slogan

Edirne

Türkiye’yi Avrupa’ya bağlayan karayolu üzerinde yer alan sınır şehridir. Edirne, Tunca, Arda ve Meriç ırmaklarının buluştuğu düzlükte kurulmuştur. Karasal iklim hakimdir. Yunanistan ve Bulgaristan’ın yanında kuruludur. Şehir merkezi Yunanistan’a 7 km, Bulgaristan’a 17 km uzaklığındadır.

Tarih

Birinci Balkan Savaşısonrasında şehre giren Bulgar kuvvetleri.

Edirne civarına bilinen ilk yerleşimciler, Trak kabilelerinden Odrisler ve Bettegerilerdir.[3] Yaygın görüşe göre günümüzde Edirne’nin bulunduğu Meriç ile Tunca nehirlerinin birleştiği yere Odrisler tarafından, Odris veya Odrisia adı verilen açık bir şehir veya pazar yeri kurulmuştu.[3] MÖ 1400-1200 yılları arasında bölge Akaların eline geçti ve bu dönemden sonra “polis” hâline getirildi.[3] Ahameniş İmparatoruI. Darius’un MÖ 510’larda yıllarında İskitler üzerine düzenlediği sefer sırasında bölge Pers hakimiyetine girdi.[3] MÖ 460 yılında I. Tereshükümdarlığında bağımsızlığını ilan eden Odrisler, tekrar bölgenin hakimi oldu.[4] MÖ 340 yılında II. Filip hükümdarlığındaki Makedonlarıneline geçen yerleşim yeri, bu dönemde Orestia adıyla anılmaya başlandı.[3] Bölge, daha sonraları Kelt istilalarına da uğradı.[3] Makedonların kontrolündeki Orestia, MÖ 168’de Romalıların eline geçti.[3] Roma İmparatoru Hadrianus’un MÖ 123-124 yılları arasında gerçekleştirdiği doğu seyahati sırasında adı Hadrianapolis olarak değiştirilen Orestia’ya şehir statüsü verildi.[5] Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye ayrılmasının ardından Bizans İmparatorluğu’nun kontrolünde kalan Hadrianapolis, bu dönemde Got, Hun, Peçenek, Avar ve Bulgarsaldırılarına maruz kaldı.[5]

813 yılında Bulgaristan Hanı Krum tarafından ele geçirilen şehir,[6] Krum’un ölümü sonrasında tahta geçen Omurtag’ın Bizans İmparatoru V. Leon arasında 815 yılında yapılan antlaşmayla birlikte iki devlet arasında otuz yıllık barış sağlanırken şehrin kontrolü Bizans İmparatorluğu’na bırakıldı.[7]

1000’li yıllarda şehir, birkaç defa Peçenek ve Kuman saldırısına uğrasa da Bizans İmparatorluğu kontrolünde kaldı.[8] Haçlı Seferlerisırasında çeşitli saldırılara uğrarken, Latin İmparatorluğu kontrolüne giren şehirde Bulgarlarla 1205’te yapılan muharebede Latinler mağlup oldu. Latin İmparatorluğu’nın 1261 yılında yıkılması sonrasında Hadrianapolis Bulgarların yönetimine girdi. Farklı kaynaklara göre 1361-1371 yılları arasında değişiklik gösteren süreçte şehir Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı.[9] Türklerin eline geçince adı Edirne olarak değişen ve daha sonradan Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapan şehir, 1453’te İstanbul’un başkent olmasından sonra da önemini kısmen yitirse de, padişahların gözde yerlerinden biri ve canlı bir ticari ve idari merkez olarak kalmıştır. 18. yüzyılda yangınlar ve depremle sarsılan kentin gelişimine en büyük darbeyi, bir zamanlar avantaj teşkil eden Balkanlara açılan kapı olma niteliğinin Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemeye başlamasıyla dezavantaja dönüşmesi vurmuştur. Yabancı işgalini ilk olarak 1828-29 yılındaki Osmanlı-Rus harbinde yaşayan şehir, 93 Harbi’nde (1877-1878) tekrar Ruslar tarafından işgal edilmiştir.

Edirne Vilayet Matbaası Müdürü Şevket Dağdeviren’in yazdığı 1892 tarihli salnameye göre;

Edirne şehri, Edirne sancağı ile beraber 6 sancak, 21 kaza, 97 nahiye, 1620 köy ve 800.000 nüfusu olan Edirne Vilayeti’nin merkezidir.

Edirne Kazası, üç nahiye ile Edirne ve Karaağaç belediyelerinden oluşmaktadır. Kazada 306 mahalle, 154 köy ve 17132 evde 85733 kadın ve erkek nüfus vardır.

Edirne şehrinde 10780 evde 53348 nüfus vardır. Şehirde 157 cami ve mescit, 69 tekke ve zaviye, 35 medrese ve kütüphane, 52 okul, hapishane, jandarma dairesi, adliye telgraf dairesi, şeriat mahkemesi, hükumet konağı, askerlik dairesi, 4 askeri lise, 1 sivil lise, 1 erkek, 1 kız ortaokulu, numune çiftliği ile ziraat ve sanayi okulu vardır.

3870 dükkan, 280 fırın, 37 han, 15 çalışır, 9 harap hamam, 134 değirmen, 7 un fabrikası, 5 matbaa, 568 oda, 148 samanlık ve ambar, 19476 parça bağ, 2315 bahçe, 5228 tarla, 278 çayır, 1657 arsa vardır.

Bunların dışında 26 kilise ve manastır, 13 sinagog, 5 kışla, 11 karakol, 239 çeşme ve sebil, 5 imaret, 1 ıslahevi, 5 hastane, yangın kulesi, 6 buzhane, 2 reji ambarı, 1 gazhane, 15 kiremit ve tuğla ocağı, 87806 dönüm ekilir ve ekilmez arazi vardır.

Şehir dışındaki kazada, 228 dükkan, 2 fırın, 16 han, 1 hamam, 78 değirmen, 6 un fabrikası, 104 ambar ve samanlık, 54 çiftlik, 6889 bağ, 43962 tarlai 131 bahçe, 1230 çayır, 58 mera, 16 orman, 448 arsa, 24 cami, 2 tekke, 32 kilise ve manastır, 20 tuğla ve kiremit ocağı, 29çeşme, 997074 dönüm ekilir ve ekilmez arazi bulunmaktadır.

Edirne’de Meriç, Tunca ve Arda nehirleri etrafında 2315 parça bakımlı sebze, meyve ve dut bahçeleri vardır. Kayısı, erik, ayva, dut, muşmula ve diğer meyveleri boldur. İstanbul Yolu, Kıyık, Tekke Kapı, Yeni İmaret ve Yıldırım semtlerinde 37 yerde 19476 parça bağ bulunmaktadır. Yılda üzümden 300 milyon kilo şarap ve 4.600.000 kilo kadar rakı üretilir. Şarabın büyük bölümü Avrupa’ya ihraç edilir.[10]

Balkan Harbi’nde (1912-1913) ise Bulgarlar tarafından işgal edilmiştir. Birinci Balkan Savaşından sonra kabul edilen barış anlaşmasıyla Bulgaristan’a geçen kent, daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan patlak veren İkinci Balkan Savaşından sonra tekrar Türk topraklarına katılmıştır. I. Dünya Savaşı’ndan Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgiyle çıkmasının ardından Edirne, Temmuz 1920’de Yunan işgaline uğramış, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanmasıyla 25 Kasım 1922’de (Edirne’nin Kurtuluşu) nihai olarak Türk egemenliğine girmiş ve Lozan Antlaşması’yla Yunanistan’dan savaş tazminatı olarak geri alınan Karaağaç’ın 15 Eylül 1923’te Türkiye’ye katılmasıyla ilin sınırı bugünkü halini almıştır.

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.