Gezi Blog'u
Site Slogan

GİRESUN

Yunan kolonizasyonu öncesinde bölgede Karadeniz’in yerli kabilelerinin varlığı bilinmekte olup Hitit kaynaklarında “Kaşka” adıyla geçen kendir ziraati yapan savaşçı bir halkın bahsi geçmektedir. MÖ 7. yüzyılda Kolkhis ülkesinde Miletli koloniciler tarafından kurulan kent merkezinin çevresinde Kolh (Tzan/Laz) halkına ait köyler bulunmaktaydı.[1] MÖ 6. yüzyılda Pers İmparatorluğu’nun eline geçen bölge, Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yıkmasının ardından özgürlüğüne kavuşmuştur. Sonrasında Pontus Krallığı tarafından ilhak edilen yöre, Zela Savaşı’nın ardından diğer Doğu Karadeniz şehirleri gibi Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş 1300 yıl sürecek Romalılaşma (Rumlaşma) sürecine girmiştir.

Roma

Eski adı Yunanca: “Kerasounta” (Κερασούντα), “Pharnacia”, “Choerades” olan şehrin adı daha sonraları Roma ve Bizans yönetiminde “Kerasous” veya “Cerasus” olarak değiştirilmiştir. Kerasus, Yunanca “boynuz” demektir ve yarımadayı tasvir etmek için kullanılmıştır, “ounta” son eki ile birlikte Kerasous olan şehrin adı zamanla “Kerasunt” olarak söylenilmiştir[2]. Pontus Devleti’nin yıkılıp Roma hakimiyetinin başlamasından sonra Giresun yöresinin yerli kabileleri süratle asimile olarak tarih sahnesinden çekilmiştir. Bununla birlikte Roma ve Bizanskaynaklarında bölge halkı Can [3] (Tzan) olarak adlandırılmaya devam etmiştir. Roma döneminde Giresun Karadeniz’in oldukça önemli bir şehri durumundaydı. Bu dönemde şehir kendi adına para basma yetkisine sahip olacak kadar gelişmiştir.

1900’lü yılların başlarında Giresun

Beylikler ve Osmanlı

Giresun 1397 yılında Türkmen Beyi Emir oğlu Süleymen Bey tarafından fethedilmiş olup o zamandan bu yana işgal görmemiştir. Daha sonraki yıllarda Osmanlıların Trabzon İmparatorluğu’nu 1461 yılında fethi ile Giresun da Osmanlı Devleti’nin hakimiyetine geçmiştir. 1500’li yıllardaki tahrir defterlerinde Giresun ve civarının (Koyulhisar/Büyükliman/Vakfıkebir) arası Vilayeti Çepni olarak görünüyor ve özel bir yönetimle idare ediliyordu. Beylikler döneminden sonra (1461) Osmanlı İmparatorluğu’nun Trabzon Vilayeti’ne bağlanmış olan Giresun, 1920’de Ordu, Tirebolu ve Görele kazalarıyla birleştirilerek Giresun Sancağı kurulmuştur. 1923’te il olmuştur.

Cumhuriyet

1923 mübadelesi ile Hristiyan nüfusunu kaybeden kentte ticari hayat tamamen Müslüman nüfusun eline geçmiştir. Yörenin temel ekonomik etkinliği olan fındık üretimi ekim alanları bu dönemde arttırılmıştır. 1926 yılında Giresun Ticaret Borsası ve Kızılay Giresun Şubesi açılmış, 26 Temmuz 1938 tarihinde Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik) kurulmuş, 1944’te Şebinkarahisar Devlet Hastanesi,1959’da Tirebolu Çay fabrikası, 1962’de Giresun Göğüs Hastalıkları Hastanesi, 1970’te Giresun Fındık İşleme Tesisleri ve SEKA Aksu Kağıt Fabrikası,1971’de Doğankent Hidroelektrik Santrali, 1976’da Giresun Meslek Yüksek Okulu hizmete başlamıştır. 2007’de Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi kurulmuştur.

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.