Gezi Blog'u
Site Slogan

TAC MAHAL

1601 yılında Babürlüler tarafından fethedilen Burhanpur şehri, Dekkan Sultanlarına karşı girişilen askeri harekatlarda üs olarak kullanılmaktaydı. Eşine seferlerde eşlik eden Mümtaz Mahal, 1631 yılında bir ayaklanmayı bastırmak için çıktığı sefer sırasında da Burhanpur’a eşi ile birlikte gitmişti.[3] On dördüncü çocuğuna hamile olan Mümtaz Mahal, 17 Haziran 1634’te çocuğun doğumu sırasında hayatını kaybetti. Cenazesi altı ay sonra Agra’ya taşınmıştır.[3]

Yapımı

Türbe, iki yanında simetrik yapılar olarak inşa edilmiş cami ve konuk evi ile anıtsal giriş kapısından olan yapılar bütünü içinde yer alır. 1632’de inşasına başlanan eser, çevre düzenlemesi ve diğer yapılarla birlikte 1652’de tamamlanmıştır.[1]

Türbenin inşaatı için mimar ve ustalardan oluşan bir heyet kuran hükümdar, Osmanlı, İranlı, Suriyeli usta ve sanatkârlarla birlikte mahallî Hint ustalara da görev vermişti. Bağdat’tan hattat, Buhara’dan kakma ustası, İstanbul’dan kubbe ustası, Semerkand’dan minare yapımcısı, Kandahar’dan taş ustası, Şiraz’dan çizim ustası getirilmişti.[4]Tac Mahal’in esas mimarının kim olduğu hakkında birçok görüş ileri sürülmüştür. Kimileri Venedikli Jeromino Veroneo adlı bir İtalyan’ın[5][6] veya Bordeauxlu Augistin adlı bir Fransız’ın,[5] kimileri de Osmanlı mimarı Mehmet İsa Efendi’nin yapının esas mimarı olduğunu ileri sürmüşlerdir. 17. yüzyıldan kalma “Divan-ı Mühendis” adlı bir el yazmasında Lutfullah Mühendis el-Lâhûrî, babası Üstad Ahmed’in Tac Mahal’in mimarı olduğundan bahseder. Bu el yazmasının bulunuşundan sonra 1930’larda “Nâdirü’l-asr” Üstad Ahmed’in yapının asıl mimarı olduğu görüşü kabul görmüştür.[7][8] Şah Cihan’ın gözde mimarı Üstad Ahmed, Tac Mahal’e ilişkin efsanelerde sıklıkla anlatıldığı gibi gözleri kör edilip, elleri kesilerek işkence görmemiş;[8] yapının tamamlanışından 9 yıl sonra Lahor’da hayatını kaybetmiştir.[7]

Mimari özellikleri

Tac Mahal’in yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmıştır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmış ve 1648 yılında tamamlanmıştır.[kaynak belirtilmeli] Yapıdaki yazıları yazan Hattat Settâr Efendi’dir.[kaynak belirtilmeli]

Tac Mahal anıt mezarının 1863-1869 yılları arasında Samuel Bourne tarafından çekilen fotoğrafı.

Tac Mahal’in yandan görünüşü.

Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hattat Settâr Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır.

İnşaatta çok sayıda ustanın da yanı sıra, günde 20 bin işçinin çalışmasıyla türbe 1643’te, çevresindeki avlu ve yapılar 1649’da bitirildi. Tac Mahal, 20 yılda 1652’de bütünüyle tamamlandı.

305×580 metre ölçülerinde dikdörtgen avluda yer alan Tac Mahal, dört cephesinin ortalarında 33 metre yüksekliğindeki taç kapılarıyla 75 metre yüksekliğindeki anıt kubbeyi çevreliyor.

İç mekanı örten 30 metre yüksekliğindeki alt kubbeyle üst kubbe arasında türbe mekanı kadar ölü hacim var.[kaynak belirtilmeli]

Mümtaz Mahal ve Şah Cihan’ın sandukaları üst katta, kubbenin altındadır. Sandukaların bulunduğu yerdeki kubbede insan ağzından çıkan her ses 7 kez yankılanacak şekilde bir akustiğe sahiptir.[kaynak belirtilmeli] Şah’ın ve eşinin asıl lahitleri ise, en alt katta bulunmaktadır.

Tac Mahal’in yüz binlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci vardır.

Yapı ile ilgili efsaneler

Şah Cihan’ın Yamuna Nehri kıyısında Tac Mahal’in tam karşısına kendisi için siyah mermerden bir anıt mezar yaptırmayı planladığına ancak oğlu tarafından tahttan indirildiği için bu planı gerçekleştiremediğine inanılır. Bu iddia ilk defa, 1665’te Agra’ya giden seyyah Jean-Baptiste Tavernier’in yazılarında yer almıştır.[9] Tac Mahal’in tam karşısındaki Mehtap Bağı’nda 2006 yılında arkeologlar tarafından siyah mermerler bulunması, bu iddiaya inanırlığını arttırmıştır ancak daha sonra yapılan çalışmalar bu mermerlerin bir yazlık saraya ait olduğu ortaya konmuştur.[10]

İskelenin sökülmesi efsanesi

Yaygın bir efsaneye göre[kaynak belirtilmeli] kubbeyi desteklemek için yapılan iskele, kubbeden daha fazla masraf ve işgücü gerektirmişti. İnşaatın bitimine yakın Şah Cihan’a iskeleyi sökmenin 5 yıl alacağı bilgisi verilmesi üzerine Şah Cihan, herkesin söktüğü tuğlanın kendisine kalacağı şeklinde bir emir yayınlamış ve iskele bir gecede sökülmüştü.

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.